Felsefeyi bir 'bilgi yığını' olmaktan çıkarıp bir 'yapma biçimi' olarak yeniden konumlandıran, Platon’dan Deleuze’e uzanan bir hat üzerinde felsefenin uysal imgesini sarsan seminer dizisi.
Felsefe, genellikle yaşamın uzağında, sadece uzmanların anladığı steril bir odada yürütülen soyut bir etkinlik olarak sunulur. Bu kitap, felsefeyi bir “bilgi yığını” olmaktan çıkarıp bir “yapma biçimi” olarak yeniden konumlandırmayı deniyor. Dört seminerlik bir diziye dayanan bu çalışma, Platon’dan Deleuze’e, Descartes’tan Kant’a uzanan bir hat üzerinde felsefenin o bildik uysal imgesini sarsmayı hedefliyor.
Bu kitapta felsefe, hazır cevaplar sunan bir rehber değil yerleşik doğruların altını oyan tekinsiz bir soru sorma pratiği olarak karşımıza çıkıyor. Kavramların nasıl icat edildiğini, bir problemin nasıl kurulduğunu ve düşüncenin “dışarıdan” gelen bir şiddetle nasıl harekete geçtiğini adım adım izleyen seminerler, okuru felsefî bir çıraklığa davet ediyor.
Felsefeye Giriş Seminerleri, felsefeyi çağının uslu bir aynası olarak değil mevcut gerçekliği başka türlü düşünebilmenin imkânlarını arayan bir alet çantası olarak görenler için yazıldı. Mütevazı bir başlangıç ama her başlangıç gibi felsefenin o tekinsiz sularına doğru atılmış kararlı bir adım.